AHMET YESEVİ ÜNİVERSİTESİ
“MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI MERKEZ (BAKANLIK) , TAŞRA ( İL/ İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ) VE OKUL ÖRGÜTLERİNİN YENİDEN YAPILANDIRILMASINDA NELER YAPILMALIDIR?”
YÜKSEK LİSANS DÖNEM ÖDEVİ
DANIŞMAN
0877B005
GÜMÜŞHANE 2009
Yerinden yönetim anlayışının Türk Milli Eğitim Sistemi’ne uygulanması yeniden yapılanma çalışmalarının temel gerekçesini oluşturmaktadır. Okulda ve diğer örgütlerde katılımcı anlayışıyla hareket edilerek hiçbir bireyin gereğinden fazla temsil edilmemesi düşünülmektedir. Okulu yönetim, akademik ve rehberlik olmak üzere üç kurulun ortak vizyonla hedefe ulaştırması amaçlanmaktadır. İl, ilçe örgütlerinin çağın şartlarına göre kendilerini güncellemeleri zorunludur. Bakanlık birimlerinin ise hantal yapısı yeniden kurgulanarak değiştirilebilir. Bu değişim yaşanırken eskiyi aratacak ve bakanlığı daha geriye götürecek projelerden kaçınılması gerekmektedir. Milli eğitimde adama göre işten vazgeçilerek işe göre adam mantığıyla hareket edilmelidir. Eğitime yapılan yatırımın insana yapılan yatırım olduğu bilinciyle hareket edilmelidir. Avrupa Birliği’ne gireceğiz diye Türk eğitim sisteminin temel taşlarıyla oynayanlar bir gün bu oyunda figüran dahi olamayacaklardır. Gücünü kendi öz benliğinden almayan hiçbir sistemin yaşama şansı yoktur. Geleceğimizi bu anlayışla mı yöneteceğiz. Günü dahi kurtarmaktan acizken .
Okullardaki temel sıkıntı velinin okula ilgisizliğidir. Veliyi okuldaki eğitim – öğretim süreçlerine katılabileceği etkinliklerin hem sınıf içindeki faaliyetlerde hem de sosyal faaliyetlerde sürece dahil etmek öğrenci başarısı açısından olumlu olacaktır. SBS sınav sisteminin eğitimde fırsat eşitliğini bozduğu için kaldırılması gerekmektedir. Merkezi okullarda eğitim gören öğrencilerle kırsal bölgeden gelen öğrenciler arasında öğretim açısından büyük farklar vardır. Öğrenci merkezli eğitim anlayışı hala olması gereken düzeye erişememiştir. Bunun nedeni de öğrencilerin ekonomik, sosyal yönden ortalama düzeyinin altında olmalarıdır .
Okullardaki yöneticiler seçilirken objektif kriterler konulmalı. Yönetici atamada kesinlikle bir sınav yapılamalı ve adayın liderlik kapasitelerini ölçecek bilimsel bir ölçme sistemiyle adayların ataması yapılmalıdır. Öğrencilerin gelecek merkezli yetiştirilmeleri önem arz etmektedir. Kitap okumanın önemini ortaya koyacak projelerin hayata geçirilmesi toplumda güçlü hafızaların yetişmesine neden olacaktır. Öğrencinin ailesinin yanında kalarak eğitimini sürdürebileceği projeler işlevselleştirilmelidir. Yatılı okullar yerine taşımalı okullar ya da alternatif okulların teşvik edilmesi sağlıklı kuşakların yetiştirilmesi için daha yararlı olacaktır. Özel öğrenim gerektiren çocukların kesinlikle kendi akran grupları ve kişilik düzeyleriyle aynı olan öğrencilerle eğitimini alması daha uygun olacaktır. Aksi durumda çeşitli baskı grupları tarafından birtakım olumsuz durumların yaşanmasına neden olabilir .
Ortaöğretimde okul çeşitliliğinin azaltılarak program çeşitliliğine gidilmesi doğru bir bakış açısıdır. Milli Eğitimle ilgili bütün mevzuat herhangi bir keyfi yoruma yer verilmeyecek bir şekilde yeniden yapılandırılmalıdır. Çünkü o kadar geniş bir mevzuatı var ki bu alana hakim olmak neredeyse imkansız görünmektedir. Mevzuatta belirtilen bir konunun Türkiye’nin neresinde olursanız olun mevzuattan herkesin aynı anlamı çıkarması uygulamada birliği sağlayacaktır .
Öğrencilerin ilgi , yetenek ve kapasiteleri doğrultusunda yönlendirilmeleri önemli bir konudur. İlköğretimde yapılan yönlendirme çalışmaları evrak ve zaman israfından başka anlam taşımamaktadır. Yönlendirmenin amacına uygun yapılması için kurul kararlarının uygulanması gerekmektedir. Eğitim, hayatın her alanını kapsayacak şekilde yeniden kurgulanmalıdır .
Sanal eğitim teşvik edilmeli ve maliyetleri düşürülmelidir. Böylelikle daha fazla kişini okuması sağlanabilir .Üniversitelerle okullar daha içli dışlı olmalıdır. Üniversite okullardan aldığı bilgilerle daha işlevsel projeler üretilmesini sağlayabilir. Okulların veri arşivleri oluşturularak kurumun devamlılığı sağlanmış olur. Okulların sosyal donatıları eksiksiz bir şekilde tamamlanmalıdır. Okullar dört duvardan ibaret yapılar değildir. Okullar sosyal donatı alanları ile cazibe merkezi haline getirilmelidir. Okulların derslik sayıları yetersiz olup öğrencilerin kalabalık sınıflarda ders görmeleri eğitimi olumsuz etkilemektedir.
Yapacağımız çalışmaları kendi kültürel değer ve normlarımız ışığında yapmalıyız . Öğrencilerin temel becerilerini sadece okullarda değil çevre – aile - okul işbirliği içerisinde gerçekleştirilmesi daha sağlıklı olacaktır .Türk’ün hakimiyetini dünyaya yeniden hakim kılacak potansiyelleri bulup çıkarmak ana görevimiz olacaktır. Yeni bir vizyonla eğitim sistemimizi şahlandıracak kuşakları yetiştirmek öğretmenlerimizin temel görevidir. Bu bilinci öğretmenlere vermek ise bakanlığın temel politikası olmalıdır.
İÇİNDEKİLER
I.ÖN SÖZ ……………………………………………………………………………….….….2
I. İÇİNDEKİLER…………………………………………………………….………………...4
II. TABLOLAR LİSTESİ…………………………………………………………………..….5
1. MERKEZ ÖRGÜTÜNÜN YENİDEN YAPILANDIRILMASI...........................................5
2. TAŞRA ÖRGÜTÜNÜN YENİDEN YAPILANDIRILMASI........................................….10
3. OKUL ÖRGÜTÜNÜN YENİDEN YAPILANDIRILMASI…...........................................13
4. MEB YURT DIŞI ÖRGÜTÜNÜN YENİDEN YAPILANDIRILMASI……………….....18
5.KAYNAKLAR…………..…………..…………………………………………………......19
6.ÖZGEÇMİŞ……………………………………………………………………..……….....20
TABLOLAR LİSTESİ
Tablo 1.1. Türk Milli Eğitim Sistemi …………………………………………………………8
Tablo 1.2. Milli Eğitim Bakanlığı Örgüt Şeması ……………………………………………..9
Tablo 2.1. MEB Taşra Örgütü Şeması …………………………………………………...…11
Tablo 2.2. Taşra Örgüt Görev Dağılımı……………………………………………………...12
Tablo 3.1.Türk Eğitim Sisteminde Örgün ve Yaygın Eğitim Kurumları …………………….17
1. MERKEZ ÖRGÜTÜNÜN YENİDEN YAPILANDIRILMASI
Eğitim , gelecek için yapılan uzun vadeli bir yatırımdır. Ülkenin en değerli kaynağı olan insan kaynaklarının on yıl , yirmi yıl , hatta daha uzun süreli bir perspektifte gelecek için hazırlanmasıdır. Bu yatırımı yaparken geleceğin nasıl olacağını tahmin etmek, bu vizyona göre kime , nasıl eğitim verileceğine karar vermek gerekir. "Gelecekte hangi bilgilerle, yeteneklerle donatılmış insanlar istiyoruz " kararından sonra bu bilgileri kişilere nasıl verebiliriz diye düşünebiliriz. (1) Türk Eğitim Sistemi üniversiteler ile beraber milli eğitim sistemi bir bütündür. Sağlıklı bir yeniden yapılanmanın olabilmesi için önce özeleştiri yapmalıyız. Kavramlarla oynayarak sistem düzeltilemez. Meb ve üniversite açık, şeffaf bir iletişim kurarak bu işi kökten çözecek fikirleri üretebilir. Program geliştirmeye tüm taraflar katılmalıdır. Mevcut teftiş sistemini rafa kaldırmanın zamanı çoktan geçmiştir. Çağdaş denetim ilkeleri eğitim sistemimize uygulanmalıdır. Öğretmeni, öğretmen örgütlerini sürece dahil etmeden, akademisyenlerin yardımı olmadan eğitimde yeni bir yapılanmanın gerçekleştirilebileceği mümkün gözükmemektedir.
Yapılandırmacılık (constructivism), öğrencinin geçmiş öğrenmelerinden de yararlanarak, öğretmen rehberliğinde, karşılaştığı yeni bilgiyi anlamlandırması ve yorumlaması sürecidir. Temel özellikleri şunlardır:
Türkiye’de eğitim Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olarak devletin sorumluluğundadır (Anayasa md. 42). Milli Eğitim Bakanlığı merkez örgüt , yurtdışı örgütü , taşra örgütü ve okul örgütü ile merkezci örgütlenme özelliği göstermektedir (3797 sayılı MEB Teşkilat ve Görevleri Hakkında Yasa; 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Yasası; Demokratik Eğitim Kurultayı, 1998).
Milli Eğitim Bakanı hükümete ve TBMM’ye karşı sorumludur . Eğitim hizmetlerini planlama , örgütleme, eşgüdümleme ve denetleme işlerini yürütmekte en yüksek yetkiye sahiptir . Milli Eğitim Bakanlığı , eğitim politikası, bütçe, personel işleri (atama ve nakil) , okul açma – kapama , her derecedeki okulun ders programları, seçme sınavları, her türlü kurs, öğretim yılının başlaması ve sona erdirilmesi gibi eğitimle ilgili bütün etkinliklerin de belirleyicidir (1739 sayılı Yasa; 3797 sayılı Yasa).
Bakanlık örgütünde sorun görev alanlarının dağılımı ile ilgili değil işin işlevselliğinin sağlanması gerektiği ilgilidir. Bakanlık merkez örgütü , çeşitli birim ve kurullarda oluşmaktadır. Söz konusu birimlerden bir kısmı, benzer görevleri yapmaktadır. Bakanlık yapısı, mevcut haliyle işlevsel değildir. Birim sayısının fazla olması, örgütün hantallaşmasına neden olmuştur. Kalkınma planlarında, hükümet programlarında ve milli eğitim şuralarında bakanlık yapısının yeniden yapılandırılması gerektiği sürekli olarak ifade edilmiştir. Bizzat bakanlık mensupları tarafından da sıklıkla merkez örgütünün yeniden yapılandırılmasının gereği dile getirilmektedir. Bakanlık örgütünün yeniden yapılanması, aynı zamanda kamuda yeniden yapılanma, devletin görevlerinin yeniden tanımlanması konularında yapılan tartışmalarla koşut olarak gündeme gelmektedir. ( Şişman M., Taşdemir İ., 2008 ) Eğitim ve okul stratejik bir kurumdur. Türkiye hızla değişen dünyaya liderlik edebilmek ve gelecek yüzyıllarda süper bir devlet olarak varlığını sürdürmek istiyorsa, AB dışındaki oluşum ve söylemlerde söz sahibi olacak alternatif stratejilere sahip olmalıdır. Ülke için nasıl bir gelecek kurgulanıyorsa eğitim ve okul da geleceğin inşasına hizmet edecek bir yapı ve anlayışla ele alınmalıdır. Türkiye, bölgesinin en önemli devletlerinden birisi olmasına rağmen bu önemi içselleştirmiş bir eğitim sisteminden ve eğitim politikalarından mahrum oluşu düşündürücüdür. Türkiye, geleceğini başka ülkelere göre planlayamaz. Türkiye kendi geleceğini zengin tarihi birikiminden yola çıkarak kurgulamalıdır. ( Şişman M. , Taşdemir İ., 2008 )
Milli Eğitim Bakanlığının ağır işleyen merkeziyetçi yapısıyla belirlenen hedeflere ulaşması olanaksızdır. Bu nedenle, eğitimde yerinden yönetime gereklilik vardır. Eğitimde yerinden yönetimi benimsemiş, kendisine verilecek yetki ve sorumluluğu yerine getirebilecek eğitim yöneticilerine gereklilik vardır. Eğitim yöneticiliğini öğretmenlikten ayrı bir meslek olarak görmek zorundayız. Eğitimde yerinden yönetimin doğurabileceği sakıncaları daima göz önünde bulundurarak aynı hedefleri benimsemiş değişimci , özgüveni yüksek, eleştiriye açı , demokratik tutum ve davranışlar kazanmış bireyler yetiştirmeliyiz. Eğitimde yerinden yönetim merkezi yönetimin denetiminde yapılmalıdır. Eğitimde yetki ve sorumluluk yalnızca merkeze veya taşraya verilemez. Milli Eğitim Bakanlığının merkez ve taşra örgütü eşgüdüm içinde sorunların temel olarak okul yönetimi düzeyinde çözülmesine olanak hazırlanmalıdır.( 3 )
Tablo 1.2. Milli Eğitim Bakanlığı Örgüt Şeması (6) 2. TAŞRA ÖRGÜTÜNÜN YENİDEN YAPILANDIRILMASI
İl ve ilçelerdeki taşra örgütleri, Bakanlıktan gelen yönergeler doğrultusunda il ve ilçelerdeki okulların yönetiminden sorumludurlar. Taşra örgütleri bir tür aracı örgütlerdir . Bakanlığın belirlediği politikaların okullarda uygulanmasını gözetirler ( Başaran, 1996 ). MEB, Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esasları Hakkında Kanun, Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameler ve İl İdaresi Kanunu hükümlerine uygun olarak taşra örgütü ( il ve ilçe düzeyinde örgüt ) kurmaya yetkilidir . Milli Eğitim Bakanlığı örgüt yapısı içerisinde, Merkez Teşkilatı dışında, örgütlendiği diğer düzey Taşra Teşkilatı olarak adlandırılan ve yerel yönetim birimleri olarak 81 il ve 850 ilçede kurulan örgütsel birimler vardır . Her ilde bir İl Milli Eğitim Müdürlüğü, her ilçede de bir ‘İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ bulunur. İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri görev ve hizmetleri açısından bağlı oldukları İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne karşı sorumludur. İl ve ilçelerin sosyal ve ekonomik gelişme durumları, nüfusları ve öğrenci sayıları göz önünde bulundurularak bu müdürlükler farklı tip ve statülerde kurulabilir ve farklı yetkiler verilebilir. İş durumuna ve ihtiyaca göre Bakanlık ana hizmet birimleri, milli eğitim müdürlüklerine bağlı olarak ayrı il ve ilçe birimleri de kurabilir. (Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun; Madde 53). Bu müdürlükler il ve ilçe bazında her türlü eğitim - öğretim hizmetinin yürütülmesinden sorumludurlar . İl Millî Eğitim Müdürlükleri bünyesinde İlköğretim Müfettişleri Başkanlıkları oluşturulur . Milli eğitim müdürlüklerinin görev alanları şöyle gruplandırılmıştır: Türkiye’nin kamu yönetimi yapı ve işleyişine paralel olarak; okulöncesi, ilköğretim ve ortaöğretim düzeyindeki resmi ve özel tüm okullar ve kurumlar, hiyerarşik olarak, bulundukları ilçe milli eğitim müdürlüğüne ve il milli eğitim müdürlüğüne bağlıdırlar. İl ve ilçe milli eğitim müdürlükleri Bakanlıkça alınan kararların yerel düzeydeki uygulayıcılarıdırlar ve yerel mülki amirlere (ilçelerde kaymakam, illerde vali) bağlı olarak faaliyette bulunurlar. Öte yandan, eylemlerinden dolayı Bakanlığa karşı sorumludurlar. (4) İl, İlçe Milli Eğitimleri yerelleşme adı altında kendi kaderlerine terk edilmemelidir. Merkezi yönetim yetkilerini illere devredebilir ama sorumluluklarını devredemezler. Sürekli bir denetim mekanizmasının önemi büyüktür. Bakanlık denetim yapmıyorsa yönetmiyordur. Önemli olan bilimsel denetim işinin işlevselleştirilmesidir.
TAŞRA ÖRGÜT GÖREV DAĞILIMI
Tablo 2.2. Taşra Örgüt Görev Dağılımı (6) 3. OKUL ÖRGÜTÜNÜN YENİDEN YAPILANDIRILMASI
Okul, öğrencilerine , önceden tasarlanmış eğitsel amaçlara ulaşmak için gereken davranışı (bilgi, beceri, tutumu) planlı bir süreç içinde belli bir sürede kazandıran örgüttür. Öğrenmenin yaşam boyu olmasına karşılık okul, hedefleri, süresi, yöntemi belli, planlı bir öğretim yapar. Böyle bir eğitim nerede yapılı-yorsa orası bir okuldur. (Başaran, E . 2006 )
Bazı ülkelerin okul yönetimlerine ilişkin bulgular incelendiğinde, okulda karara katılmanın önemli bir yönetsel süreç olduğu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Başta öğret-menler ve öğrenciler olmak üzere okul üyelerinin yönetime katılması, okuldaki temel etkinliklerin daha nitelikli biçimde gerçekleştirildiği artık tüm dünyada kabul edilmektedir . Okul etkinliklerinin niteliğinin artırılmasını amaçlayan her ülkede okul yönetim yapılarında yerinden yönetimin etkilerine ilişkin olumlu araştırma sonuçları da bulunmaktadır (Kenneth Leith wood ve Teresa Menzies, 1998). Okulda yerinden yönetimin öğretmenler, öğrenciler, veliler ve yöneticiler üzerinde olumlu etkileri olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Okulda yerinden yönetim , özellikle üyelere karara katılma fırsat ve olanaklarını sağlaması nedeniyle etkin bir yönetim yaklaşımı olarak değerlendirilmektedir .Okul yönetimlerinin, okulun işlevlerini yerine getirmesinde ve yönetsel işleyişte kendi kendini yönetmede özerk olmalıdır . Okulun ve dolaylı olarak da eğitimin finansmanı merkez yönetimce ulusal bütçeden gereksinimlere göre sağlanmalıdır. Okul, kendine ayrılan parasal kaynaklarını kendi sorunlarını gidermede ve kendi kararları doğrultusunda kullanabilme yetkisine ulaştırılmalıdır ( 5 )
Milli Eğitim Bakanlığı 2008/81 nolu Ortaöğretimde Okul Çeşitliliğinin Azaltılması konulu genelgesinde :
Türkiye’de ortaöğretim, okul çeşitliliği yönünden son derece problemli bir alandır.Ortaöğretim sisteminin, mesleki ve teknik ağırlıklı olmak üzere yeniden yapılandırılması hedeflenmektedir. İlköğretim sonrası bir yıllık yöneltme sınıfından sonra öğrencilerin mesleki ve teknik okullarla akademik liseler arasında karşılıklı yatay ve dikey geçişlere imkân sağlayacak bir yapıya kavuşturulması, çağ nüfusunun eğitiminin meslekî ve teknik eğitime , 5’inin akademik eğitime yöneltilmesi hedeflenmektedir.Mevzuat duruma göre liselere devam eden öğrenci sayısı, mesleki ve teknik eğitimin önünde bulunmaktadır. Yakın gelecekte lise eğitiminin zorunlu eğitim kapsamına alınması söz konusu olabileceğinden ortaöğretimde yeniden yapılanma çalışmalarında bunun da göz önüne alınması uygun olacaktır. Orta öğretimde lise türlerinin azaltılarak genel olarak liselerin akademik ve mesleki lise olmak üzere iki kategoride toplanması düşünülmektedir. ( Şişman M., Taşdemir İ., 2008 ) “…Tarihsel süreç içinde okullar bürokratik yapılara dönüşmüştür. Okulun bir bürokratik yapı olmasının temel belirleyicileri, büyük, karmaşık, çok düzeyli (basamaklı) toplumsal kurumlar olmaları ve tam zamanlı profesyonellerin görev yapmalarıdır” ( Aydın ,İ., 2002)
Öğretmenlerin yeniden yapılanma çalışmalarının hangi aşamasında yer almıştır? Bu sorunun cevabı verilmeden hiçbir uygulama başarıya ulaşamaz. Öğretmen tepeden inme sistemlerin uygulayıcısı olmaktan başka yapabileceği bir şey yok. Sistem değişikleri hep merkezden geldiği için bir sürü problemle karşı karşıya gelmekteyiz. Bundan önce uygulanan sistemlerin olumlu tarafları yok muydu? Alt yapısı oluşturulmadan değişiklik yapılıyor ve belli bir süre sonra bu da işe yaramadı deyip tekrar bir sistem değişikliğine gidiyoruz. Nereye kadar sistemi değiştireceğiz. Neden uzun soluklu bir eğitim hedefimiz yok? Neden kısır döngüler etrafında dönüp duruyoruz? Yoksa birileri ülkemizin kalkınmaması için birtakım projeler mi geliştiriyorlar.
Eğitimle ilgili ne değişiklik yapılacaksa önce öğretmene yani işi uygulayana sorarak işe başlanmalı. Araştırma sahası okullar olmalı. Sahadan toplanan veriler ışığında değişiklik önerileri geliştirilmeli.
Konunun amaç değil sadece amaca ulaşacak araç olduğu gerçeği kavratılmalıdır. Sınıf sayıları 20 civarında olmalıdır. Bugün İstanbul başta olmak üzere birçok ilde sınıf sayıları çok fazladır. Bu sistemi öğrenci sayısının fazla olduğu sınıflarda uygulanmak çok zor olacaktır.
Araştıran , sorgulayan öğrenci istenmektedir ama öğrencide bu potansiyeli öğretmen kendisi kazandırmaktadır. Yani öğrenci hazır gelmemektedir. Öğretmeni ne verdiyse o kadar kendini geliştirebiliyor. Ne kadar bilgi kaynakları çoğaldıysa da öğretmenin yeri ve önemi ayrıdır. Pilotsuz uçakta yapsanız onu kumanda edecek yine insandır. Dolayısıyla öğrenme ve öğretme kavramı öğretmenle mümkün olmaktadır. İlköğretim 4. sınıftan itibaren bütün sınıflar branş öğretmeleri girmeli. Sınıf öğretmenliği sadece 1. 2. 3 . sınıflarda kalmalı. Çünkü çoğu alana hakim olunamadığı için öğrenciler 6. sınıfa eksik bilgi ve deneyimle gelmektedirler.
Tablo 3.1.Türk Eğitim Sisteminde Örgün ve Yaygın Eğitim Kurumları ( 6 )
Yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarının öğrenim çağındaki çocuklarını okutmak , yükseköğrenim görmeye yurt dışına giden öğrencilerin işlerini yürütmek için Milli Eğitim Bakanlığı’nın yurtdışında örgütleri vardır; Bu örgütlerde eğitim müşavirleri ve eğitim ataşeleri (eğitim müfettişleri) görevlendirilmiştir. Bakanlık, yurt dışındaki çocukların eğitimi için öğretmen gönderir. Ayrıca bazı ülkeler Türk çocuklarını kendi okullarına kabul eder, bazıları da buna ek olarak Türk öğretmenlerini kendi bütçelerinden ücret ödeyerek görevlendirirler. (Başaran, İ. E. 2006 )
Türkçe eğitim her Türkün arzu ettiği biçimde sunulmalıdır.Dünyanın neresinde olursa olsunlar onları bulup eğitmek sorumluluğumuz kapsamında olmalıdır. Yeni gelişen teknolojinin imkanlarını kullanarak özellikle sanal okullar kurup yurt dışındaki çocuklarımızın sanal okullarda okumaları sağlanmalıdır. Önemli olanın öğrenmenin nerede olduğu değil öğrenmenin gerçekleşip gerçekleşmediğidir.
Tablo 4.1.MEB Yurt Dışı Örgütü ( 6 )
KAYNAKLAR
Başaran, İ. E. (1996) . Eğitime Giriş . Ankara: Yargıcı Matbaası. Başaran , İ. E. (2006) . Türk Eğitim Sistemi ve Okul Yönetimi . Ankara : Ekinoks Eğitim Danışmanlık AYDIN , İnayet Pehlivan . (2002) . Alternatif Okullar . Ankara: Pegem A. Şişman M. , Taşdemir İ.(2008) . Türk Eğitim Sistemi ve Okul Yönetimi . Ankara : Pegem Akademi
İNTERNET SİTELERİ
1.)http://www.meraklisina.com.tr/paper/BDEReengineering/index.htm 2.) http://www.aes.org.tr/egitim-felsefesi/milli-egitim-bakanligi-ve-yeniden-yapilanma.html 3.)http://egitimdergi.pamukkale.edu.tr/makale/sayı9/1hüseyin.pdf 4)http://eacea.ec.europa.eu/portal/page/portal/Eurydice/EuryPage?country=TR&lang=TR&fragment=57 6. ) http://ogm.meb.gov.tr/gos_genelge.asp?alno=118 7. ) http://www.egitim.aku.edu.tr/tesoy4.ppt#24
8. ) http://www.meb.gov.tr/Stats/Apk2002/1.htm
ÖZGEÇMİŞ
Mükerrem KALKAN KİŞİSEL BİLGİLER
Doğum Tarihi : 10 . 07 . 1978 EĞİTİM Yüksek Lisans : Ahmet Yesevi Üniversitesi – Sosyal Bilimler Enstitüsü – Eğitim Yönetimi ve Denetimi Yüksek Lisans Programı, 2009 - devam ediyor . ÇALIŞTIĞI KURUMLAR 2008- 75.YIL İMKB YİBO, Kelkit, Gümüşhane devam ediyor. İLETİŞİM Mail : mukerremkalkan@hotmail.com
|